(Ganire Paşayeva,"Allah seven kalplerdedir" kitabından)
16 yaşındaki Sevinç “facebook”x9d aracılığıyla bana mektup yazmış. Sevinç mektubunda şöyle diyor:
“Biliyorum, işiniz çoktur, vaktiniz de azdır ve belki de mektubuma cevap yazamayacaksınız. Ama rica ediyorum, vaktiniz olursa, benim bu küçük ve basit sorumu cevaplandırınız. Eğer birkaç kelime ile cevap yazarsanız, beni çok sevindirmiş olursunuz.”x9d
Sevinç”™in küçük, kısa ve basit olarak adlandırdığı sorusu da şu:
”“ Sizce, aşk nedir? Aşkı birkaç kelime ile nasıl anlatırdınız?
Gençlerden ara sıra buna benzer mektuplar alıyorum ama cevap vermeye zaman bulamadığım için cevapsız bırakıyordum. Fakat Sevinç”™e ve onun şahsında, benim bu konudaki düşüncelerimi öğrenmek için bana mektup yazan bütün gençlere kısa bir cevap yazmam gerektiğini anladım...
Evet, Sevinç birkaç cümleyle aşkın ne olduğunu anlamada ve anlamlandırmada, ona yardım etmemi istiyor... Birkaç kelimeyle belki de...
Sevinç, basit bir soru, diyor ama bana dünyanın en karmaşık en çetrefil, en zor sorusunu gönderdiğinin farkında değil sanırım... İnsanoğlunun yüz yıllardır bulamadığı cevabı, Sevinç benden istiyor...
Ona cevap yazmasam olmazdı”¦ Bu nedenle yazdım...
“Azizim, Sevinç!
Sana küçük bir hikâye anlatmak istiyorum...
Bir gün dünyada senin gibi, “aşkın”x9d ne olduğunu okuyarak, dinleyerek öğrenmek isteyenlerin sayısı o kadar fazla ki, anlamakta ve anlatmakta başarısız olduklarında “kelimeleri”x9d suçlamaya başlıyorlar ve kelimelere:
”“ Siz koskoca sözlükleri dolduran yüz binlerce kelimesiniz ama o kadar güçsüz, zavallısınız ki, bir “aşkı”x9d bile anlatamıyorsunuz, derler.
İnsanların bu suçlamaları, “kelimeleri”x9d çok incitir ve onlar toplanıp “aşkı”x9d izah etmeye karar verirler. “Kelimeler”x9d insanoğlunun kendilerini suçlamasından kurtulmak için nihayet bir araya gelip bu işe bir son vermek isterler... Günlerce tartışırlar, müzakere ederler... Günler aylara, aylar yıllara dönüşür... Yüz binlerce kelime ortak bir karara varamazlar... Sevinç kederle, hasret vuslatla, gözyaşı gülüşle tartışır... Kısacası bazı kelimelerin birbiriyle tartışması yıllarca sürer...
Evet, güzelim sözler bir araya gelip “aşkı”x9d anlatamazlar ve nihayet, aşkı anlatmakta acizliklerini itiraf etme kararı alırlar ve bu acı gerçeği itiraf ederler...
Aziz Sevinç!
Sen, hafızasında sadece beş ya da on bin kelime olan bir zavallı bendeden milyonlarca kelimenin yüzyıllardır başaramadığı bir işi başarmasını, aşkı birkaç kelimeyle anlatmasını istiyorsun...
Senin bu soruna cevap veremediğim, sana birkaç kelimeyle aşkı anlatamadığım için senden özür diliyorum. Ama sana bazı düşüncelerimi dostça söyleyebilirim...
Sözlerle, kelimelerle aşkı anlamak, onun ne olduğunu öğrenmek, bilmek imkânsızdır; aşkı sadece yaşayarak öğrenmek, tanımak ve anlamak mümkündür...
Anlayacaksın... Eminim ki, bir gün, mutlaka anlayacaksın... Ama anlatamayacaksın, çok zorlanacaksın, bundan da eminim...
Sana sadece bir şey söyleyebilirim, henüz aşkı anlayamamış olsan da bunu bilmelisin: Aşk, bu dünyada henüz hiç kimsenin sırrını çözemediği ve insanın başına gelen en güzel hadisedir! Ve bazen dünyanın bu en güzel hadisesi, insanın en büyük faciasına da dönüşebilir...